Olaydan sonraki ilk günler
Yaşamı tehdit eden ya da yoğun korku yaratan bir olayın ardından çocuklarda ve gençlerde güçlü tepkiler görülmesi beklenen bir durumdur. Uykuya dalamama, kâbuslar, ebeveynden ayrılmak istememe, olayı tekrar tekrar anlatma ya da hiç anlatmama, öfke ve sinirlilik bu tepkilerin başında gelir. İlk günlerde en önemli adımlar şunlardır:
- Çocuğun güvende olduğunu hissetmesini sağlamak ve ailenin bir arada kalması
- Uyku, yemek ve oyun saatlerini olabildiğince hızlı biçimde yeniden düzene sokmak
- Çocuğun sorularına yaşına uygun, kısa ve dürüst yanıtlar vermek
- Olayla ilgili haber görüntülerinin tekrar tekrar izlenmesini sınırlamak
- Çocuğu konuşmaya zorlamamak, ama konuşmak istediğinde dinlemeye hazır olmak
Çocukların büyük bir kısmı, ailenin ve çevrenin desteğiyle birkaç hafta içinde toparlanmaya başlar.
Fark etmek: tepkiler geçmiyorsa
Olaydan sonraki ilk ay içinde tepkilerin azalmaması ya da giderek artması, travma sonrası stres bozukluğunu düşündürür. Dikkat edilmesi gereken işaretler şunlardır:
- Olayın görüntülerinin istemsizce akla gelmesi, olayı yeniden yaşıyormuş gibi hissetme
- Olayı hatırlatan yerlerden, seslerden ve kişilerden kaçınma
- Süreğen korku, suçluluk ya da utanç; “benim yüzümden oldu” düşünceleri
- Eskiden sevdiği etkinliklere karşı ilgisizlik, insanlardan kopukluk hissi
- Sürekli tetikte olma, en küçük seste irkilme
- Uyku sorunları ve kâbusların sürmesi
- Odaklanma güçlüğü ve okul başarısında düşüş
- Küçük çocuklarda olayın oyunlarda tekrar tekrar canlandırılması, alt ıslatma ya da bebeksi konuşma gibi gerilemeler

Ne zaman başvurmalı?
- Tepkiler bir aydan uzun sürüyorsa
- Çocuğunuz okula ya da kreşe gidemiyor, oyun oynayamıyorsa
- Uyku ve iştah uzun süredir bozuksa
- Kendine zarar verme ya da yaşamaktan vazgeçme düşünceleri varsa
- Olay istismar ya da süregen şiddetle ilgiliyse
- Gencinizde alkol ya da madde kullanımı başladıysa
Çocuğunuzun güvenliğiyle ilgili acil bir durum varsa randevu beklemeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ne haber verin.
İlk görüşme: önce güvenlik
İlk görüşmenin en öncelikli sorusu, çocuğun şu anda güvende olup olmadığıdır. Süregen bir şiddet ya da istismar durumu varsa önce koruyucu adımlar atılır. Ardından olayı, sonrasında yaşananları ve çocukta gözlenen değişiklikleri ebeveynlerle, çocuğun duymadığı bir ortamda konuşuyoruz. Çocukla görüşürken olayı anlatması için onu zorlamıyor; önce güven ilişkisi kuruyoruz. Küçük çocuklarla oyun ve çizim, ergenlerle ise onların belirlediği hızda bir sohbet bu aşamanın araçlarıdır.
Değerlendirme süreci
- Belirtilerin belirlenmesi: Yaşa uygun travma ölçekleriyle belirtilerin türünü ve şiddetini ölçüyoruz.
- Eşlik eden durumlar: Kaygı, depresyon, uyku sorunları ve dikkat güçlükleri değerlendiriliyor.
- Ailenin durumu: Ebeveynlerin de aynı olaydan etkilenip etkilenmediğini, aile içindeki destek kaynaklarını konuşuyoruz.
- Okul bilgileri: Öğretmenin gözlemleri, çocuğun okul ortamındaki işlevselliğini anlamamızı sağlar.
Bilgilendirme
Değerlendirmenin ardından travma tepkilerinin beynin çocuğu korumaya çalışmasının bir sonucu olduğunu, bunların “zayıflık” olmadığını ve tedaviyle hafiflediğini açıklıyoruz. Çocuklara, beyinlerinin tehlikenin geçtiğini henüz öğrenemediğini ve bunu birlikte öğreteceğimizi anlatmak çoğu zaman rahatlatıcı olur.
Tedavi planı
Travma odaklı bilişsel davranışçı terapi
Çocuk ve ergenlerde travma tedavisinde güçlü kanıta sahip yöntemlerden biri, travma odaklı bilişsel davranışçı terapidir. Bu terapide sakinleşme ve duygu düzenleme becerileri, olayın çocuğun hızında ve güvenli biçimde anlatılması, “benim suçumdu” gibi inançların ele alınması ve kaçınılan durumlara kademeli olarak dönüş adımları yer alır. Ebeveynler belirli görüşmelere katılır.
EMDR
EMDR terapisi, takılı kalmış anıların iki yönlü uyaranlar eşliğinde yeniden işlenmesine dayanan bir diğer etkili yöntemdir ve çocuğun yaşına göre uyarlanır.
Aile ile çalışma
Küçük çocuklarda ebeveyn ile çocuğun birlikte katıldığı çalışmalar ve aile temelli tedaviler, güvenlik duygusunun yeniden kurulmasında belirleyicidir.
İlaç tedavisi
İlk tedavi terapidir. Eşlik eden depresyon, yoğun kaygı ya da ağır uyku sorunları terapiye katılımı engellediğinde ilaç tedavisi destekleyici olarak düşünülebilir.
Evde destek
- Günlük düzeni ve rutinleri sürdürün; öngörülebilirlik güven verir.
- Çocuğunuzun daha yakın olma isteğini karşılayın; bu dönemde yapışkanlık olağandır.
- Gerileme davranışlarını cezalandırmayın, sabırla karşılayın.
- Oyunlarında olay canlandırılıyorsa eşlik edin ve oyunun güvenli bir sonla bitmesine yardım edin.
- Kendi duygularınız için de destek alın; sakin bir ebeveyn çocuğun en güçlü güvencesidir.
Okulda destek
Okula dönüş, güvenlik duygusunun yeniden kurulmasının önemli bir adımıdır. Öğretmenin durumdan haberdar olması; dikkat ve davranıştaki geçici değişikliklerin anlayışla karşılanmasını, olayı hatırlatan etkinliklerin, örneğin tatbikatların, önceden aileyle konuşularak planlanmasını sağlar.
İzlem
Tedavi süresince belirtileri ölçeklerle yeniden değerlendiriyor, aile ve okul bilgilerini birlikte gözden geçiriyoruz. Yıl dönümleri ve olayı hatırlatan özel günlerde belirtilerin geçici olarak artabileceğini önceden konuşuyor, bu dönemler için bir destek planı hazırlıyoruz.
Yaşa göre süreç
Okul öncesi dönem: Küçük çocuklar yaşadıklarını sözcüklerle anlatmakta zorlanır; tepkiler daha çok oyun, uyku ve ayrılık güçlükleriyle kendini gösterir. Bu yaşta ebeveynin de yer aldığı oyun temelli çalışmalar öne çıkar ve ebeveynin kendi kaygısını düzenlemesi çocuğun toparlanmasını doğrudan etkiler.
Okul çağı: İlkokul çocukları olayı daha ayrıntılı anlatabilir; ancak olayın nedenleriyle ilgili yanlış inançlar geliştirmeye yatkındır, “ben uslu dursaydım olmazdı” gibi. Terapide bu inançları çocuğun anlayacağı örneklerle ele alıyoruz.
Ergenlik: Gençler zor bir olayın ardından risk alma davranışlarına, öfkeye ya da içe kapanmaya yönelebilir. Bu dönemde gencin özerkliğine saygı göstermek, görüşmelerin bir bölümünü onunla baş başa yapmak ve aileyle neyin paylaşılacağını birlikte kararlaştırmak güveni artırır.
Haberlerden ve sosyal medyadan korunmak
Toplumu etkileyen büyük olayların ardından televizyonda ve sosyal medyada aynı görüntülerin defalarca paylaşılması, olayı doğrudan yaşamamış çocuklarda bile korkuyu artırabilir. Küçük çocukların bu görüntülerden uzak tutulmasını, ergenlerle ise izledikleri içerikler hakkında konuşulmasını ve yatmadan önce haber takibine ara verilmesini öneriyoruz. Yetişkinlerin de çocuğun yanında olayla ilgili uzun tartışmalardan kaçınması, evin güvenli bir sığınak olarak kalmasına yardım eder.
Sık sorulan sorular
Olaydan hiç söz etmemesi, iyileştiğini mi gösterir?
Bazı çocuklar konuşmayarak baş etmeye çalışır. Günlük yaşamı ve oyunu olağan sürüyorsa endişe gerekmez; kaçınma ve yeni korkular eşlik ediyorsa değerlendirme yararlıdır.
Olaydan aylar sonra belirtiler başlayabilir mi?
Evet. Bazı çocuk ve gençlerde belirtiler gecikmeli olarak ortaya çıkabilir; bu durumda da değerlendirme ve tedavi aynı biçimde yapılır.
Kardeşi olayı yaşamadı; o da etkilenir mi?
Evet. Aile içindeki gerginlik ve ilginin değişmesi olayı yaşamamış kardeşleri de etkiler; onlara da açıklama yapmak ve zaman ayırmak gerekir.
Terapi travmayı yeniden yaşatmaz mı?
Travma odaklı terapilerde anlatım, çocuğun hazır olduğu hızda ve önce sakinleşme becerileri kazandırılarak yapılır. Amaç yeniden yaşatmak değil, anının yükünü hafifletmektir.
Deprem bölgesinden geldik; çocuğum hâlâ yalnız uyuyamıyor. Ne yapmalıyız?
Afet sonrası korkuların bir süre sürmesi olağandır. Aylar geçtiği hâlde uyku ve ayrılık sorunları devam ediyorsa değerlendirme ve destek önerilir.
Terapiye olaydan hemen sonra mı başlamalıyız?
İlk haftalarda öncelik güvenlik, düzen ve yakın destektir. Belirtiler bir ayı aşkın süredir devam ediyorsa ya da çocuğun günlük yaşamını belirgin biçimde kısıtlıyorsa yapılandırılmış terapiye başlanmasını öneriyoruz.
Ebeveyn olarak biz de aynı olayı yaşadık; çocuğumuza nasıl destek olabiliriz?
Önce kendi tepkilerinizin de olağan olduğunu kabul etmeniz önemlidir. Kendiniz için de destek almanız, çocuğunuza sakin ve güvenli bir ortam sunmanızı kolaylaştırır; görüşmelerde bu konuya ayrıca zaman ayırıyoruz.