İçeriğe atla
Randevu Al

Sağlık Rehberi

Ergenlerde ders çalışırken odaklanma güçlüğü

Masaya oturup saatlerce kitaba bakan ama hiçbir şey öğrenemediğini söyleyen gençlerin sayısı az değildir. Odaklanma güçlüğünün nedeni çoğu zaman tembellik değildir; nedeni bulmak, doğru çözümün ilk adımıdır.

Ergenlerde ders çalışırken odaklanma güçlüğü çeken bir gencin masada çalıştığı an.

“Masanın başında oturuyorum ama aklım hep başka yerde.” “Bir sayfayı üç kez okuyorum, yine aklımda kalmıyor.” “Çalışmaya başlamak istiyorum ama bir türlü başlayamıyorum.” Lise yıllarında, özellikle sınavlara hazırlık döneminde, gençlerden en sık duyduğumuz cümleler bunlardır. Ebeveynler ise çoğu zaman bu durumu isteksizlik ya da tembellik olarak yorumlar ve gençle aralarında gerginlik büyür. Oysa ders çalışırken odaklanamamanın pek çok farklı nedeni olabilir. Bu yazıda bu nedenleri, evde yapılabilecek düzenlemeleri ve hangi durumlarda uzman değerlendirmesi gerektiğini anlatıyoruz.

Ergen beyni ve dikkat

Ergenlik, beynin önemli bir yeniden yapılanma dönemidir. Planlama, dikkati sürdürme, dürtüleri kontrol etme ve zamanı yönetme gibi becerilerden sorumlu olan beynin ön bölgeleri, yirmili yaşların ortalarına kadar gelişmeye devam eder. Buna karşılık ödül ve yeniliğe duyarlı bölgeler ergenlikte daha etkindir. Bu dengesizlik, ergenlerin sıkıcı bulduğu bir göreve uzun süre odaklanmakta zorlanmasının ve anında ödül veren uyaranlara, örneğin telefona, kolayca yönelmesinin nedenlerinden biridir.

Bu nedenle ergenlerde belirli bir ölçüde dikkat dağınıklığı gelişimin olağan bir parçasıdır. Ancak bu dağınıklık gencin okul başarısını ve ruh sağlığını belirgin biçimde etkiliyorsa, altında yatan nedenleri araştırmak gerekir.

Sık görülen nedenler

Telefon ve bildirimler

Ders çalışırken masada duran bir telefon, sessizde olsa bile dikkati böler. Gelen her bildirim, gencin dikkatini çalışmadan uzaklaştırır ve yeniden odaklanmak dakikalar alabilir. Sosyal medya uygulamaları, kullanıcıların dikkatini olabildiğince uzun süre tutmak üzere tasarlanmıştır; bu nedenle “birkaç dakika bakıp döneceğim” diye başlanan kullanım çoğu zaman uzar.

Uyku eksikliği

Ergenlerin biyolojik saati, çocukluğa göre daha geç saatlere kayar. Gençler geç uyumaya ve geç uyanmaya yatkındır; ancak okul saatleri erken başlar. Bunun sonucunda pek çok genç süreğen bir uyku eksikliği yaşar. Uykusuzluk dikkat, bellek ve duygu düzenleme üzerinde doğrudan olumsuz etkiye sahiptir. Gece geç saatlere kadar ekran başında kalmak da bu sorunu derinleştirir.

Erteleme

Erteleme, çoğu zaman kötü zaman yönetiminden çok duygusal bir sorundur. Genç, zor, sıkıcı ya da başarısızlık korkusu yaratan bir görevle karşılaştığında, bu görevin uyandırdığı rahatsızlıktan kaçmak için başka şeylerle ilgilenir. Kısa vadede rahatlama sağlayan erteleme, uzun vadede biriken görevler ve artan stresle sonuçlanır.

Kaygı

Sınav kaygısı, gelecek kaygısı ya da mükemmeliyetçilik, gencin zihnini meşgul ederek odaklanmayı zorlaştırır. Kaygılı bir genç, çalışırken sürekli “ya başaramazsam”, “yeterince çalışmıyorum” gibi düşüncelerle uğraşır ve bu düşünceler dikkatini dağıtır. Bazı gençlerde kaygı, çalışmaya hiç başlayamama biçiminde kendini gösterir. Ayrıntılı bilgi için kaygı bozuklukları sayfamıza bakabilirsiniz.

Depresyon

Ergenlerde depresyon, çoğu zaman sınıf başarısında düşüş ve odaklanma güçlüğüyle kendini gösterir. Enerji azlığı, isteksizlik, karar vermede güçlük ve yavaşlamış düşünme, depresyondaki gençlerin ders çalışmasını zorlaştırır. Daha önce başarılı olan bir gencin notlarında belirgin bir düşüş, sevdiği etkinliklere ilgisizlik ve uyku değişiklikleri birlikte görülüyorsa depresyon açısından değerlendirme gerekir.

Dikkat eksikliği

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, çocuklukta başlayan bir durumdur; ancak bazı gençlerde, özellikle hiperaktivitenin belirgin olmadığı durumlarda, ilk kez lise yıllarında fark edilir. Bunun nedeni, ders yükünün artmasıyla birlikte gencin daha önce zekâsı ve çabasıyla telafi edebildiği güçlüklerin artık görünür hâle gelmesidir. Dağınıklık, eşyaları kaybetme, ödevleri unutma, sürekli erteleme ve uzun metinleri okumakta zorlanma bu gençlerde sık görülür.

Öğrenme güçlükleri

Okumakta, yazmakta ya da matematikte özgül güçlükleri olan gençler, ders çalışırken daha fazla çaba harcar ve daha çabuk yorulur. Bu yorgunluk zamanla odaklanma güçlüğü ve derslerden kaçınma olarak görülebilir.

Evde yapılabilecek düzenlemeler

Aşağıdaki öneriler pek çok gencin odaklanmasını kolaylaştırır. Bu önerileri gençle birlikte konuşmak ve hangilerini denemek istediğine onun karar vermesi, uygulamayı kolaylaştırır.

Çalışma ortamı: Dağınıklıktan uzak, iyi aydınlatılmış ve mümkünse her zaman aynı olan bir çalışma yeri belirlemek, beynin o ortamı çalışmayla ilişkilendirmesini sağlar.

Telefonu başka odaya koymak: Ders çalışılırken telefonun başka bir odada bırakılması, yalnızca sessize almaktan çok daha etkilidir. Gencin ders için telefona ihtiyacı varsa bildirimlerin kapatılması önerilir.

Kısa çalışma blokları: Uzun süre aralıksız çalışmaya çalışmak yerine yirmi beş ile kırk dakikalık bloklar hâlinde çalışmak ve aralarda kısa molalar vermek, dikkatin sürdürülmesini kolaylaştırır. Molalarda ekran yerine kısa bir yürüyüş, esneme ya da bir bardak su içmek tercih edilebilir.

Küçük başlangıçlar: Erteleyen gençler için “sadece beş dakika çalışacağım” diye başlamak, başlamanın yarattığı direnci azaltır. Çoğu zaman başladıktan sonra devam etmek daha kolay olur.

Etkin çalışma yöntemleri: Pasif okumak yerine özet çıkarmak, kendine sorular sormak, konuyu başkasına anlatıyormuş gibi tekrar etmek ve soru çözmek, hem dikkati hem öğrenmeyi artırır.

Uyku düzeni: Yatma saatinden en az bir saat önce ekranları kapatmak ve hafta sonları da uyanma saatini çok kaydırmamak, gündüz dikkatini olumlu etkiler.

Hareket ve beslenme: Düzenli fiziksel etkinlik, dikkat ve duygu düzenleme üzerinde olumlu etkiye sahiptir; haftada birkaç gün yapılan yürüyüş, yüzme ya da takım sporları bile fark yaratır. Kahvaltıyı atlamamak ve düzenli öğünler de enerjiyi dengeler.

Sınav dönemlerinde

Sınav haftaları ve hazırlık dönemleri, odaklanma güçlüğünün en belirgin hâle geldiği zamanlardır. Bu dönemlerde gencin günlük bir plan hazırlaması, büyük konuları küçük parçalara bölmesi ve her günün sonunda neler yaptığını kısaca gözden geçirmesi, hem kaygıyı hem dağınıklığı azaltır. Sınavdan önceki gece sabaha kadar çalışmak yerine yeterince uyumak, öğrenilen bilgilerin belleğe yerleşmesi için gereklidir.

Ebeveynlerin tutumu

Ebeveynlerin bu süreçte gence baskı yapmak yerine destekleyici bir tutum benimsemesi önemlidir. Sürekli “ders çalış” uyarıları, karşılaştırmalar ve not odaklı konuşmalar gencin kaygısını artırır ve ilişkiyi yıpratır. Bunun yerine gencin çabasını takdir etmek, zorlandığı noktaları merakla sormak ve gerektiğinde çalışma planını birlikte hazırlamak daha etkilidir. Gencin dinlenmeye, arkadaşlarıyla vakit geçirmeye ve sevdiği etkinliklere de zaman ayırması, uzun vadede çalışma verimini artırır.

Ne zaman değerlendirme gerekir?

Aşağıdaki durumlarda çocuk ve ergen psikiyatrisi değerlendirmesi yararlı olabilir:

  • Odaklanma güçlüğü uzun süredir devam ediyor ve evdeki düzenlemelere rağmen azalmıyorsa
  • Okul başarısında belirgin ve açıklanamayan bir düşüş varsa
  • Dikkat sorunları çocukluktan beri sürüyor ama ders yükü arttıkça belirginleştiyse
  • Odaklanma güçlüğüne mutsuzluk, isteksizlik, uyku ve iştah değişiklikleri eşlik ediyorsa
  • Yoğun sınav kaygısı gencin sınavlarda bildiğini yapamamasına yol açıyorsa
  • Genç, kendini değersiz ve umutsuz hissettiğini dile getiriyorsa

Muayenehanemizde odaklanma güçlüğüyle başvuran gençlerin değerlendirmesinde ayrıntılı bir klinik görüşme, ebeveyn ve öğretmen ölçekleri ve gerektiğinde MOXO dikkat testi gibi nesnel ölçümler kullanıyoruz. Amacımız, odaklanma güçlüğünün altında yatan nedeni bulmak ve gence uygun bir destek planı oluşturmaktır. Bu plan, nedene göre çalışma becerileri üzerine çalışmayı, kaygı ya da depresyona yönelik terapiyi, okulla iş birliğini ve gerekli durumlarda ilaç tedavisini içerebilir.

Odaklanma güçlüğü yaşayan bir genç, çoğu zaman kendisini tembel ya da yetersiz olarak görmeye başlar. Nedenin doğru biçimde anlaşılması, bu yanlış inancı düzeltir ve gencin kendine olan güvenini yeniden kazanmasının yolunu açar.